Endüstri 4.0’ın en önemli bileşenlerinden biri olan robotik sistemler; insansı özellikler, formda esneklik, gelişmiş makine öğrenmesi, hafıza, verilere ve istatistiklere dayalı yorumlama gibi üstün, özel yetenekler sunuyor. Endüstri 5.0’ın 2017 yılında toplumların hizmetine sunulmasıyla birlikte, bu özelliklerin yanı sıra otonom sistemler ve geliştirilmiş veri yorumlama sayesinde yaratılan yeni teknolojik açılımlar, insanlara eşlik eden “yapay insan” modellerini en gelişmiş haliyle beraberinde getirdi. İnsana yoldaş olabilecek; insan beden dilini, makro ve mikro mimikler dâhil gerçekçi biçimde canlandırabilme yeteneği olan robotlar konuşuluyor.
Robotların, başka gezegenlerden bize bilgi aktarmasına hatta en yetenekli ve en gelişkin haliyle hayatın çeşitli alanlarında yer almasına iyiden iyiye alıştık. Robotlar gün geçtikçe hayatımızın hemen her alanına girdi. Yakın zamanda iletişim kurabilecek hatta arkadaş bile olabileceğiz. Robotiğin bir nevi “yapay insan” olarak, yakın gelecekte bizimle beş çayına katılmasının yolunu açan gelişmeleri sizler için derledik.
İnsanların Robotlarla Tanışması
Dünya tarihinin ilk insansı robotu Buhar Adam (Steam Man), 19'uncu yüzyılda Kanadalı profesör George Moore tarafından icat edildi. Moore’un bu keşfi, 1. Sanayi devriminin teknolojideki gelişmeyi tetiklemesiyle birlikte ortaya çıktı ve dönemin enerji kaynağı olarak kullanılan buharla çalışıyordu. İnsanoğlunun robotlara ilişkin hayalleri o zamandan bugüne farklı dönemlerde farklı yeteneklerdeki
robotların üretimini sağladı. 20. Yüzyıl, robotiğin iş dünyasının kapısını çaldığı ve zamanla endüstriyle tanışarak insana daha çok yaklaştığı bir çağ oldu. Filmlerde hayal ürünü olan robotlar zamanla günlük yaşamda insanların hayatını kolaylaştırdı hatta uzaya çıkarak insanlara yaşadıkları gezegenin dışından bilgiler sundu. Peki, insanlar insansı robotlarla nasıl buluştu?
Yönetmen Fritz Lang, 1927’de çektiği sessiz bilimkurgu türündeki Metropolis filminde, insansı robotların atası olan başkahramanı, insanlıkla tanıştırdı. Filmde geçen “Geleceğin makina-insanını yaratmak için bir el feda etmeye değmez mi?” cümlesi, insanın kendi benzerini insansı robotunu yaratmada ne kadar tutkulu olabileceğini gördüğümüz günümüz teknolojisinin geldiği noktada değerlendirildiğinde bir hayli manidar. Ancak filmin mesajlarına mukabil, ulaştığımız 5. sanayi devrimi çağında insanın merkezde görüldüğü ve robotların ya da teknolojik yeteneklerin toplum refahını artırma minvalinde geliştirildiği bir yaklaşım modeli kabul ediliyor.
1940’lı yıllara gelindiğinde, İlk defa “robotik” kelimesinin kullanılmasının ve literatüre girmesinin ardından, robotiğe ilişkin çalışmalar hızlandı. Bir sinema filmiyle ilk kez tanıştığımız robot Fredersen’den yıllar sonra robotlar, anılan ünlü matematikçi Alan M. Turing’in çalışmalarında yer aldı. Yapay zekânın babası Turing, makinelerle insan beyni arasında köprü kurmaya yönelik önemli çalışmalara imza attı. İlk kez bir makinenin de insan beyni gibi çalışabilme potansiyeli olduğunu fark eden ve ünlü Turing testini mucidi olan Turing, bugünkü insansı robotların zeminine önemli katkılar sağladı. 1650’de Alan Turing ikinci makalesi “Hesaplama Mekanizması ve Zekâ’da insanlığı, makineler ve zekâ üzerine aydınlattı. Bundan 8 yıl sonra da satış amaçlı ilk ticari robot üretildi.
Robotların Geliştirilmesi
Dünyanın önde gelen merkezlerinde yapay zekâ araştırma çalışmalarına ilk kez 1960’ların başında kurulan laboratuvar ve araştırma merkezleri çatısında başlandı. Sonradan dünyaya, 5.Toplum (5.Society) felsefesini tanıtarak, 2017’de 5. Sanayi devrimini başlatacak ülke olan Japonya; 1967’de, ilk kez robot ithal ederek robot teknolojisini kullanmaya başlayan ilk ülkeydi. 1970’lerde Dünyaca ünlü film Star Wars ile kitlesel olarak popüler şekilde tanınan robotlar, o yıllarda uzay çalışmalarında kullanıldı ve 1990 yılına dek çeşitli ülkelerde çeşitli modellerle üretilerek çoğaltıldı. 1990 yılında ABD’de 12 Japonya’da ise 40’ın üstünde robot firması kuruldu. Robotiğin, günümüzde adının sıklıkla beraber anıldığı Boston Dynamics şirketi ise 1992’de kuruldu.
Gelişim ivmesi 2000’lerde hızlanan robotlar insanların sempatisini belki de en çok bu yıllarda kazandı. Asimo isimli humanoid robot Honda tarafından 2000 yılında görücüye çıktı. Bundan yalnızca 4 yıl sonra Mars’a iki robot gönderildi ve aynı yıl robotik sektörü sadece Kuzey Amerika’da 1.06 milyar dolarlık iş hacmiyle tanımlanan koskoca bir sektör halini aldı. 2008 yılında Nasa tarafından fırlatılan robotlardan sonra 2012’ye kadar birkaç kez daha Mars’a başarılı şekilde iniş yapan robotlardan bilgi alındı.
İnsansı Robotların Yaşama Katılması
2014 yılında, robotik çalışmalarıyla ünlü Japonya’da, insan görünümlü bir robot insanlara haber bülteni sundu. İnsanlar, insansı robotlar üzerine binlerce akademik çalışmaya imza atarken “robotlar insanlar arasında nasıl bir etkileşim olabileceği”ne ilişkin farklı açıklamalar kitle iletişim araçlarında tartışıldı. İnsan gibi görünüp rol yapabilme yeteneğiyle üretilen “Geminoid F”, 2015’te Sayonora filminde rol alarak “Leona” adlı karaktere hayat verdi.
Boston Dynamics, iki ayak üzerinde yürüyen dünyanın en gelişmiş engebeli arazi ve iş robotlarından Atlas‘ı 2016’da tanıttı. Dört yıl sonra, Hanson Robotics tarafından mimikleri olan Sofia tanıtıldı, sempatik yüzlü Sofia çeşitli konuşmalara ve tv programlarına katıldı. Dünya, küresel salgın Kovid ile imtihan olurken, Tesla tarafından 2021’de insansı genel hizmet robotu Tesla Bot, insanlarla buluştu. İnsan, kendisine benzeyen robotlarla buluşmaya devam ediyor. Japonya’nın kendi eseri olan 5. Toplum felsefesine dayanarak üreteceği robotlar ile diğer robotik markaları tarafından insanlarla buluşturulacak insansı robotları görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

